Yargıtay, hastanede ameliyatları yapmak için hastalardan para alan doktorun `rüşvet` suçundan değil, `görevi kötüye kullanmak` suçundan yargılanması gerektiğine karar verdi

January 8, 2009

Yargıtay, `rüşvet` konusunda emsal bir karara imza attı. Yeni Türk Ceza Kanunu`na göre rüşvet alma suçunun değiştiğine dikkat çeken Yargıtay, hastanede ameliyatları yapmak için hastalardan para alan doktorun `rüşvet` suçundan değil, `görevi kötüye kullanmak` suçundan yargılanması gerektiğine karar verdi.

Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi`nin verdiği kararı bozan Yargıtay 5. Ceza Diresi, devlet memurlarının `yapması gereken bir işi yapması` ya da `yapmaması gereken bir işi yapmaması` için yarar sağlamasını `rüşvet` suçunu değil `görevi kötüye kullanmak` suçunu oluşturduğuna karar verdi. Bu karara göre, bu suçu işleyenler 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası yerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

KARAR

Verdiği emsal kararda `rüşvet` suçunu tanımlayan Yargıtay 5. Ceza Dairesi, şu görüşleri dile getirdi:

`Genel cerrahi uzmanı olarak görev yapan sanığın, hastanede ameliyatları yapmak için müştekilerden para isteyerek alması eyleminde, irtikabın ikna ve icbar unsurunun bulunmadığı, sanığın teklifinin müştekilerce kabul edilmesi üzerine ameliyatları yaptığı ve eylemini 765 Sayılı yasanın 212/1 maddesine uyan `yapması gereken işi yapmak için rüşvet almak` suçuna vücut vereceği, ancak 765 Sayılı Yasanın 212 maddesinin 1 ve 2. fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK`nun rüşveti tanımlayan 252/3 maddesinde `rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevlerinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişi ile vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır` denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması yada yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eyleminin aynı yasanın 257/3 maddesinde düzenlenen `görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlamak` suçu niteliğinde olduğu ve lehe kanun değerlendirmesinin bu suçlar arasında yapılması gerektiği gözetilmeyerek suç vasfında yanılgıya düşülüp yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.`