LİMİTED ŞİRKET ORTAĞININ ŞAHSİ MALVARLIĞIYLA SORUMLULUĞU

May 26, 2008

Limited Şirket ortaklarının şahsi sorumlulukları uygulamada büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde kurulu şirketlerin çoğunun limited şirket olduğu düşünülürse ortaklar açısından konunun ehemmiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Konu Türk Ticaret Kanunu’ nun 503, 529, 530, 531 ve 532. maddelerinde düzenlenmiştir.

Buna göre;

Limited şirket ortaklarının sorumluluğu, şirket ana sözleşmesi ile yerine getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlıdır. Ortaklar sermaye borçlarını yerine getirdikleri oranda sorumluluktan kurtulurlar. Şirketten alacaklı olanlar, doğrudan doğruya şirket ortaklarına  alacakları için başvurmazlar.

Genel kural bu olmakla birlikte; ortakların şahsi malvarlığına müracaat edilebilecek istisnai durumlar şunlardır:

  1. TTK 532/I’ de, ortaklar sermaye borçlarını yerine getirmiş olsalar da, sermayeden haksız yere aldıkları kar veya faiz miktarınca sorumlukları ortaya çıkacaktır.
  2. Sermaye payı borcunu yerine getirmeyen ortağın şirketten çıkarılması durumunda, çıkarılan ortağın payı paraya çevrilmez ya da çevrildiği halde şirket borcunu kapamaya yetmezse, şirket, payın önceki sahiplerine müracaat edebilir.
  3. TTK’ da düzenlenen son istisna ise, şirket, bedeli tamamen ödenmemiş payları edinirse, esas sermayede meydana gelecek açık için ortaklara müracaat edebilecektir.

Türk Ticaret Kanunu dışında limited şirket ortaklarının alacaklılara karşı şahsi malvarlıkları ile sorumluluğu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde düzenlenmiştir.  Buna göre şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacaklar için limited şirket ortaklarının doğrudan takibi mümkündür. 6183 Sayılı Kanun, devletin alacaklarını tahsilde kamu gücünü kullandığı bir düzenleme taşır. Kanuna göre; vergi, resim, harç, cezalar, mahkeme masrafları, vergi cezası, para cezası, kamu hizmeti uygulamasından kaynaklanan diğer alacaklar….” amme alacağıdır. Amme alacağının şirketten tahsili mümkün olmadığı durumda (Tahsil imkansızlığı kesin ve hukuki esaslar dahilinde tespit edilmelidir) ortaklara başvurulabilecektir.

  1. Şirketin haczi kabil mal varlığının bulunmadığının tespiti, haczedilen mal varlığının  amme alacağını karşılmaması, iflasın açılması, borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunmaması, tahsil imkanının bulunamadığının ve ortaklara müracaat edilebileceğinin göstergesidir.
  2. Ortakların mal varlıklarıyla şahsi sorumluluklarına gidilebilmesi için, tahsil imkansızlığının tespit edildiği anda şirkete ortak olmaları gerekmektedir. Bu tespitten önce ortağın, imzaları noterce tasdik edilmiş yazılı bir devir sözleşmesi yapması ve bunu şirkete bildirerek pay defterine kaydettirmesi durumunda şahsi sorumluluğuna gidilemeyecektir.
  3. Amme alacaklarına karşı ortaklarının sorumluluğunun sınırı, koydukları sermaye miktarı tutarı gibi sabit  değildir. Kamu alacağının tamamını tahsil edebilmek için, sermaye payı oranında ortakları sorumlu tutmuştur. Alacak ne kadar büyükse, ortağın sorumluluğu da o derece yüksek olacaktır.

Bu yazımızda izah etmeye çalıştığımız üzere limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğun istisnaları vardır. Özellikle uygulamada kamu alacaklarına karşı, ortakların şahsi malvarlıklarına hisseleri oranı nispetinde müracaat edildiği için bu sorumluluğun sınırları bazen çok geniş olabilmektedir. Limited şirket ortaklarının böyle bir sorumlulukla karşı karşıya kalmamaları bakımından şirketin hesaplarını ve işleyişini kontrol etme mekanizmalarını kurmaları ya da bizzat kontrol etmelerinin önemi ortaya çıkacaktır.

BU YAZININ YAYIMINDAN SONRA KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ DURUM

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde 5766 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonucunda söz konusu madde metni “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amne alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulur” şeklinde DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.. Bu hüküm 06 Haziran 2008′den itibaren geçerlidir.
Ayrıca aynı yasa maddesine eklenen ikinci fıkra uyarınca da “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden” yukarıdaki hüküm çerçevesinde müteselsilen sorumlu tutulacaktır.

Kanuna eklenen üçüncü fıkraya göre de “Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden” müteselsilen sorumlu olacaklardır.